FETÖ’cüler CNN TÜRK ABD Temsilcisi’ne saldırmıştı! Yunus Paksoy, canlı yayında yaşadıklarını anlattı

CNN Türk ABD Temsilcisi Yunus Paksoy, Pensilvanya’da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in kaldığı çiftliğin önünde canlı yayın yaptığı sırada FETÖ mensuplarının saldırısına uğramıştı. SUV tipi aracını önce Paksoy’un üzerine sürdüğü görülen saldırganın daha sonra araçtan inerek Paksoy’a fiziki müdahalede bulunduğu, saldırı nedeniyle cihazlar yere düşerken, canlı yayının da kesildiği görülmüştü.

Yaşadıklarını CNN TÜRK’ten Büşra Arslantaş’a anlatan CNN Türk ve Hürriyet ABD Temsilcisi Yunus Paksoy, “Biz CNN TÜRK olarak burada günlerdir hatta haftalardır devam eden FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen öldü mü? Öldürüldü mü? O çiftlikten kaçırıldı mı? Şu an orada sessizlik mi hakim? Neler oluyor? sorularına sahadan yanıt verebilme amacıyla izleyicilerimize daha iyi bir görüntü daha iyi bir fikir verebilme amacıyla Washington’dan Pensilvanya eyaletine gittik” dedi.

Paksoy sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ve burada da geldiğimiz ilk anda buradan çıkan aracın içindeki 3 kişi tacize başladı. ‘Sen burada ne yapıyorsun?’,’Kimsin?’,’Ne işin var burada?’ gibi sorular sordular. ‘Fotoğrafını çekmek istiyoruz’ deyip oradan gittiler. Ve bunlar gittikten birkaç dakika sonra üzerime arabayı süren araç geldi. İlk önce kırık bir Almanca ile ‘Sen kimsin?’ diye sordu. ‘Sen kimsin, Türk müsün?’ deyince oradan uzaklaştı.

Ancak yayına başladığımızda zaten hemen görülüyor. Yayına başlayalı 1 dakika olmuş, olmamış arabasıyla ‘U’ yapıp geri geliyor. Ve geri geldikten sonra kenara park etme yok, yoldan devam etme yok. Direkt olarak üstüme direksiyonu kırıp aracını üstüme sürüyor. Artık 1,5-2 tonluk arabayı üzerime sürüyor. Daha sonra benim yüksek kaldırıma çıkmamla birlikte arabasını geri çekip bu sefer arabadan iniyor. Niçin? Direkt olarak saldırmak için.

Yine görüntülerle sabit. Konuşmaya gelmiyor. Bir konuda uyarmaya, iletişim kurmaya gelmiyor. Direkt olarak ekipmanımıza vuruyor. Birinci vurduğunda ekipman tripoddan düşmüyor. Ancak bundan sonra ‘Ne yapıyorsun?’ diye bağırınca tekrar vuruyor. Burada artık biz telefonun uçtuğunu görüyoruz.

“YUMRUK ATIP DARBETTİ”

Ondan sonra yine telefon aslında yere düşerken bir kare de yerde yakalayabilmiş. Orada bana saldırıyor. Tutuyor ve fiziksel temaslarda bulunuyor. Yumruk atıyor, darbediyor. Ki bunun hemen sonrasında biz o günün devamında resmi hastaneye giderek bir Amerikalı doktorun resmi darp raporunu da temin ettik.

Bunları da çağırdığımız 911 yani Pensilvanya Eyalet Polisi ile paylaştık. Olayın hemen ardından oraya sıcağı sıcağına gelen 3 ekip arabası, bunlardan üniformalı polisler vardı. Bir tane de bunu soruşturan Ceza Soruşturma Bürosu’ndan bir polis geldi. Bunların hepsi ifademi aldı, fotoğraflarımı çekti darp izlerinin. Bütün akreditasyonumun fotoğrafımı çekti. Bilgilerimi aldı ve daha sonra dediler ki ‘Biz bunu soruşturacağız.’

Tabi burada en önemli nokta şu; Hemen Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Dışişleri Bakanlığı olsun, İletişim Başkanlığı olsun, buradaki Dışişleri Başkonsolosluğu olsun, Washington Büyükelçiliği olsun seferber oldu. Ve burada biz hemen hukuki desteği de aldık.

Hukuki desteğimizi aldıktan sonra avukatlarımızla birlikte bugün dahil olayı takip etmeye devam ediyoruz. Çünkü bu kişinin yakalanması, ifadeye çağrılması ve olayın ayrıntılarının öğrenilmesi lazım.

ABD, KINAMANIN ÖTESİNE GEÇİP FETÖ‘YE DAİR BİR İŞLEM YAPAR MI?

Eski New York Polis Teşkilatı Koordinatörü Erhan Yıldırım da yaşanan olayla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

“Asla yapmaz, yapmayacak da yapmamaya da devam edecekler. Çünkü burası zaten kamu alanında yapmış olduğu basın özgürlüğüne karşı ciddi bir terör saldırısıydı. Sadece Dışişleri Bakanlarının da yapmış olduğu ‘Gecikme için özür dileriz. Ama size geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.’

Bu konunun polis teşkilatı tarafından soruşturmaya devam edildiğini söyleyecekler. Hiç ilgilenmeyecekler. Pek fazla kafaya takmayacaklar. Çünkü buna bir yerel olay olarak bakacaklar. Kimin güçlü olduğu, kimin güçsüz olduğu değil cezai işlemin orada kalacağını düşünüyorum.

Fakat Yunus bey bunu kamudan ziyade kendisi şahsi darp olduğu için bunu mahkemeyle de devam ettirecek ve bunu da karşı tarafa cezai işlem uygulatacaktır.

O yüzden böyle hadiseler biraz da kendi arasında ‘özgürlüğünü kısıtladı’ olarak bakılacak. Kesinlikle bunun çok daha büyütüleceğini düşünmüyorum.

Yunus bey de biliyor. Biz buralarda çoğu zaman protesto yapmıştık. Bu bölge tamamıyla tek taraflı gidiş gelişli bir cadde. Küçük bir alan. Karşı tarafa da girseniz yeşillik bir alanı var. Genellikle oradan protesto ediliyordu. Ama Yunus beyin üzerine sürüldüğü tarafta yayadan yürüyerek gidilecek bir alan olduğu için yine kamu alanı. Kamu alanında saldırıya uğradı.

Aslında burada çok daha kötüsü olabilirdi. Çok zorlu ve sıkıntılı bir süreçti. Burada kişi bilerek arabayı üstüne sürüyor. Kör değil şaşı değil.

O kadar sıkıntılı insanlar ki hiç umursamıyorlar. Çünkü kendileri rahat. Ben daha önce şu çağrıyı yapmıştım. Siyasi baskı yapmamız gerektiğini, bilhassa konsolosluktan, oradaki sivil toplum örgütlerinden bu bölge savcılarına, bölge hakimine, bölge eyaletine, kongre üyelerine, senatörüne ciddi ciddi baskı yapılması gerektiğini söylemiştim ki bu devam edilecek. Bu süreçtir.”

Yorum yapın